9 Mayıs 2016 Pazartesi

Twitter, Facebook ve YouTube DOKUNULMAZ MI? Türk Ticaret Hukukuna Göre Değerlendirme

Aslında akademik bir makale çalışması olarak planlamıştım. Ancak güncel gelişmeler sebebiyle ana hatları ile biran önce kamuoyunun bilgilendirilmesi için burada yazılması zorunlu oldu.
Türkiye, Twitter, Facebook ve YouTube konusunda çok ciddi sorunlar yaşıyor. Bu şirketler Türkiye'yi tabiri caizse ciddiye bile almıyorlar. Bu şirketlere karşı, bireysel bazda hukuki yollara başvurunca en önemli sorun muhtaplık ve tebligatın nereye yapılacağıdır. Mahkemeler veya İdari Otoritelerin verecekleri cezalar açısından da mutababın bulunmaması caydırıcılığı ortadan kaldırıyor. Bundan dolayı Mahkemeler kapatma yolununa gidiyor, yani bu şirketlerin Türkiye sınırları içinde fişini çekerek yapıyor ki, böyle bir durumda Türkiye'ni Dünya'da imajını zedeliyor. Mahkemeler, BTK, TİB gibi kurumlar maalesef bu Amerikan şirketlerine karşı çağresiz kalıyorlar.
Bu şirketlerin Türkiye avukatları da muhataplarının hukuki konulardaki yetersizliklerinden dolayı ahkam kesmeyi çok iyi beceriyorlar. Bu şirketler Amerikan şirketleri. Merkezleri yurt dışında. Ancak Türk ticaret hukuku açısından ticari bir şirkettirler ve Türkiye'de de ticari faaliyetlerini yürütüp milyonları aşan ciddi bir gelir de elde ediyorlar. Türkiye'de ticari faaliyetlerini yürüterek gelir elde eden bu şirketler, Türk Ticaret Kanuna göre Türkiye'de şube aşmak ve başına da tam yetkili bir ticari temsilci atamak zorundalar. Türk kanunlarını kendileri ile bağlı saymama gibi cüretkârlığı gösteren şirketleri kanuni yükümlülüklerini yerine getirmek şartıyla ticari faaliyetlerine izin verilmelidir. Böylece hem Türk mahkemeleri yoluyla bu şirketlere kolayca tebligat ve haklarında karar verilmesi mümkün olacak, hem de İdari Otoritelerin kestikleri cezalar rahatlıkla Türkiye'deki şubeler ve tam yetkili temsilci yolu ile tahsil edilebilecektir. Bunun dışında bu şirketlerden Türkiye'de elde ettikleri gelirlere göre de vergileri usulü dairesince tahsil edilelebilecektir.
Hiçbir şirketin ve özellikle de Amerikan şirketlerinin Türk kanunları karşısında dokunulmazlığı yoktur. İlgili kurumların ve mahkemelerin öncelikle bu şirketlerin Türkiye'de şube aşmaları ve başına tam yetkili ticari temsilci atamalarını sağlamaları derhal gerçekleştirilmelidir.

14 Ocak 2016 Perşembe

Facebook ve Haksız Rekabet

Alman Federal Mahkemesi (BGH), 14.01.2016 - I ZR 65/14 tarih ve esas sayılı kararı ile facebook'un bir davranışını haksız rekabet olarak değerlendirdi. Facebook'a karşı davayı Alman Federal Tüketici Dernekleri açtı. Söz konusu kararda Federal Mahkeme, Facebook tarafından kendi üyesi olmayanlara gönderdiği "arkadaşlarınızı bulmak" mailini haksız rekabet hukuku açısından rahatsız edici bir reklam olduğuna ve ayrıca bu tür verilerle bilgilendirmenin kullanılmasının da aldatıcılığına hükmetti.
http://juris.bundesgerichtshof.de/cgi-bin/rechtsprechung/document.py?Gericht=bgh&Art=pm&pm_nummer=0007/16

Türk haksız rekabet hukuku açısından da aynı sonuca varmak mümkündür. Hatta Tüketici Kanunu çerçevesinde Reklam Kurulu'na itiraz başvurarak Facebook'a ceza verilmesi dahi istenebilir.

6 Ocak 2016 Çarşamba

TASARIM VE HAKSIZ REKABET HUKUKU AÇISINDAN YEDEK PARÇALARIN KORUNMASI VE TÜRKİYE’NİN EKONOMİ POLİTİK TERCİH SORUNU

 ÖZET 
AB Komisyonu, tamir amaçlı yedek parçalara ilişkin 14 Eylül 2004 tarihinde bir taslak yayımlamıştır. Bunun amacı AB içinde yedek parçaların tasarım korumasından vazgeçilmesidir. Bu liberalleşme sayesinde yedek parça piyasasında tüketicilerin yararına olarak ucuz ürünlere ulaşımı mümkün olacak ve rekabet ortamı iyileştirilecektir. Zira tasarım hukukunda yedek parça korumasının, bu ürünün teknik işlevi ve kalitesiyle hiçbir ilgilisi bulunmamaktadır. Bu liberalleşme süreci henüz tamamlanamamıştır. AB Komisyonu, 21 Mayıs 2014 tarihinde 98/71 s. Yönerge’nin değiştirilmesine ilişkin taslağı geri çekmiştir. 

Türk hukukunda yürürlükteki mevzuata göre belli bir süre (3 yıl) geçtikten sonra tamir amaçlı kullanım amacıyla yedek parça (must match) üretimi mümkündür. Türk hukukunun mehazı olan AB hukukundaki bu tartışmalardan sonra Türkiye’nin bu alandaki mevzuatını yeniden gözden geçirmesi gereklidir. Zira Türk otomotiv pazarında satılan araçların %78’i ithal otomobildir. Ancak Türkiye’de yaygın ve güçlü bir otomotiv yan sanayii bulunmaktadır. Buna rağmen korumacı bir düzenlemenin hâkim olduğu Türkiye’de zamanla yedek parça üretiminin ağırlıklı olarak montaja yönelik bir üretim şekli aldığı ve bağımsız yedek parça üreticilerinin pazardaki paylarının zamanla azaldığı piyasa araştırmalarıyla da ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada bu tartışmalar ve değerlendirmeler ayrıntılı incelenerek Türk otomotiv ve yedek parça pazarı açısından olması gereken korumanın sınırı ve hukuki düzenlemeye dönük öneriler getirilecektir.

Anahtar Kelimeler: AB Hukuku, Türkiye, Tasarım Hukuku, Otomotiv sektörü, Yedek Parça, Görsel Zorunluluk Arz Eden Yedek Parçalar (must match) 

PROTECTION OF SPARE PARTS IN TERMS OF DESIGN AND UNFAIR COMPETITION LAW AND TURKEY’S PROBLEM OF POLITICAL ECONOMY PREFERENCE 
Abstract 
On 14th September 2004, the EU Commission has issued a draft regarding spare parts for reparation, the purpose of which is to renounce the design protection of spare parts within the EU. Through this liberation, consumers in the spare parts market would be enabled to access lowpriced goods, which would be to their benefit. Moreover, competitive environment would be enhanced, since the protection of spare parts through design law does not have any effect on its technical function or its quality. Unfortunately, this liberalization process could not be finalized. The EU Commission, on 21 May 2014, has withdrawn the draft that aimed to amend Directive 98/71. 

According to Turkish Law, it is possible to manufacture spare parts (must match) for reparation purposes after 3 years. After the abovementioned discussions that has taken place in the EU, Turkish law, of which the predecessor is EU Law, has to be revaluated regarding the matter. 78% of the automobiles sold in Turkish automotive sector are imported. However, there is a strong a widespread subsidiary industry. Nevertheless, market studies have revealed that, due to the existence of protective legal rules in Turkey, manufacturing of spare parts had evolved into a manufacturing based on assemblage, and that the market shares of independent spare part manufacturers had declined. In this work, discussions and various arguments regarding the issue will be analysed in depth. Furthermore, the ought-to-be legal rules and limits to protection appertaining to Turkish automotive and spare parts markets will be presented.

Makalenin tamamı için bkz.: https://www.inonu.edu.tr/uploads/contentfile/173/files/6%20hamdi%20p%C4%B1nar.pdf