25 Kasım 2011 Cuma

Hollanda'dan Yeni Bir Karar Daha....Haklarımızı Aramaya Devam

Hürriyet (25.11.2011) gazetesinde yer alan haberde Türkler lehine bir karardan bahsediliyor. Bu davaların yaygınlaşması çok önemli, başta davacı ve avukatını tebrik ederim. Ancak bu kararlar genelde bir birinden kopuk olarak yansıtılıyor. Böylece bu kararların uygulamaya yansıtılması engellenmeye çalışıyor. Oysa benzer bir karar 2009 yılında Erding Mahkemesi tarafından Türkler lehine verilmişti. Kısaca burada bu iki kararı özetleyelim. (Vizesiz Avrupa konusunda ayrıntılı makalemiz için bkz.  http://hamdipinar.blogspot.com/2011/02/vizesiz-avrupa_11.html )

A) HOLLANDA-2011

Gürateş'in avukatı Ejder Köse, yaptığı açıklamada (Hürrüyet, 25.11.2011), Ankara Anlaşması ve sonrasında imzalanan 1973 tarihli Katma Protokol'de Türk vatandaşlarının en fazla 3 ay süreyle AB'ye vizesiz girebileceklerinin net bir şekilde yer aldığını belirterek, "Davayı bu temelde açtık. Mahkeme de bizi haklı buldu. Mahkeme, Türk vatandaşlarının 3 ay süreyle vizesiz AB'ye girebileceklerini, Gürateş'in yakalandığı anda ne zaman Hollanda'ya girdiğinin belli olmadığını, dolayısıyla 3 aylık sürenin tamamlanıp tamamlanamadığının tespit edilemediğini ve bu yüzden para cezasının verilemeyeceğine hükmetti" dedi.
Avrupa genelinde Ankara Anlaşması dayanak gösterilerek ilk kez bir ceza davasının kazanıldığını ileri süren Köse, bu yüzden alınan kararın son derece önemli olduğuna ve emsal niteliği taşıdığına dikkati çekti.
-----
B) ALMANYA-2009-Erding Mahkemesi Kararı

Schengen vizesini her 6 ay için en fazla 45 süre ile Schengen vizesine dâhil ülkelerde kalabilmek için alan bir Türk işadamı, bu süre bittiği halde 12 gün daha Almanya’da kalmıştır. Bu Türk vatandaşı işadamına karşı Alman Savcılığı tarafından cezalandırılması istemiyle açılan 11 Kasım 2008 tarihli davaya bakan Erding Sulh Mahkemesi hâkimi, bu talebi reddetmiştir.
25 Mayıs 2009 tarihli bu kararda öncelikle bu Türk vatandaşının Schengen vizesi süresini bittikten sonra Almanya’da 12.08.2008 ve 24.08.2008 tarihleri arasında kaldığı süre içinde ücret karşılığı otelde kaldığını, kamu ulaşım araçlarını kullandığını ve kezalik turist olarak seyahat ettiğini tespit etmiştir. Mahkemeye göre, suçlanan kişinin kaldığı bu süre içinde pasif hizmet edinen bir kişi olduğu konusunda şüphe bulunmamaktadır. Somut olayı değerlendiren Mahkeme, hukuki durumun açıklığa kavuşturulmasına ilişkin olarak, 1 Ocak 1973’deki mevcut hukuki durumda Türk vatandaşları 3 ay; veya bir iş seyahati kapsamında ise, yani aktif hizmetin sunumunda, 2 ay süre ile ikamet edebilecek şekilde vizesiz olarak Almanya’ya girebileceklerini vurgulamıştır.
Katma Protokol m. 41/1’e atıf yapan Mahkeme, isabetli bir şekilde, hizmeti edinen bir kişi olarak somut davada suçlanan işadamının Türk vatandaşı olduğunu ve olaydaki hukuki meselenin çözülmesinin Katma Protokol’den önceki ve sonraki hukuki durumun tespitine bağlı olduğunu belirtmiştir. İlk kez 1980’de vize zorunluluğu getirildiğine göre Türk vatandaşlarının haklarını sınırlandırılmış olup önceki haklara nazaran bir kötüleştirme söz konusu olduğu tespit edilmiş ve ABAD’ın Soysal kararında da aynı yönde karar verdiği Mahkemece vurgulanmıştır. Ne ABAD kararında ne de Katma Protokol’de aktif veya pasif hizmetin serbest dolaşımına ilişkin bir ayrımın yapılmadığını vurgulayan Mahkemenin kendisi de, Türk vatandaşları açısından bir ayırımın yapılmasını doğru bulmamıştır. Bunun sonucu olarak da Türk vatandaşları Almanya’ya hizmetin serbest dolaşımı kapsamında (ister aktif ister pasif hizmetin serbest dolaşımı olsun) vizesiz girebileceklerdir. Dolayısıyla, Schengen vizesinden daha uzun bir süre kaldığı için hakkında dava açılan Türk vatandaşının hukuka aykırı bir şekilde kalmasının söz konusu olmadığı ve dolayısıyla suç da teşkil eden bir fiilin ortaya çıkmadığına Mahkeme tarafından hükmedilmiştir.

18 Kasım 2011 Cuma

ABAD'dan Türkler Lehine Yeni Bir Karar Daha

Hizmetin serbest dolaşımı ve yerleşim serbestisine ilişkin Katmaprotokol m. 41/1'e ilişkin Türkler lehine yeni bir karar daha çıktı. Bu kararda yeni olarak kısaca, hizmetin serbest dolaşımı veya yerleşim serbestisi açısından Türkler için uygulanacak kuralların öncesinde, sonrasında veya daha sonrasında hangi hüküm Türklerin lehine ise o hüküm yürürlükten kalkmış olsa bile uygulanacak (‘Standstill’ clauses).
Karar için bkz.
İngilizce metni: http://curia.europa.eu/jurisp/cgi-bin/form.pl?lang=en&newform=newform&Submit=Submit&alljur=alljur&jurcdj=jurcdj&jurtpi=jurtpi&jurtfp=jurtfp&alldocrec=alldocrec&docj=docj&docor=docor&docdecision=docdecision&docop=docop&docppoag=docppoag&docav=docav&docsom=docsom&docinf=docinf&alldocnorec=alldocnorec&docnoj=docnoj&docnoor=docnoor&radtypeord=on&typeord=ALL&docnodecision=docnodecision&allcommjo=allcommjo&affint=affint&affclose=affclose&numaff=C-256%2F11&ddatefs=&mdatefs=&ydatefs=&ddatefe=&mdatefe=&ydatefe=&nomusuel=&domaine=&mots=&resmax=100

Almanca metni: http://curia.europa.eu/jurisp/cgi-bin/form.pl?lang=de&newform=newform&Submit=Submit&alljur=alljur&jurcdj=jurcdj&jurtpi=jurtpi&jurtfp=jurtfp&alldocrec=alldocrec&docj=docj&docor=docor&docdecision=docdecision&docop=docop&docppoag=docppoag&docav=docav&docsom=docsom&docinf=docinf&alldocnorec=alldocnorec&docnoj=docnoj&docnoor=docnoor&radtypeord=on&typeord=ALL&docnodecision=docnodecision&allcommjo=allcommjo&affint=affint&affclose=affclose&numaff=C-256%2F11&ddatefs=&mdatefs=&ydatefs=&ddatefe=&mdatefe=&ydatefe=&nomusuel=&domaine=&mots=&resmax=100

6 Ağustos 2011 Cumartesi

İngiltere'deki Öğrencilere Müjde - Yerleşim Serbestisi - Vizesiz Avrupa

21 Temmuz 2011 tarihinde Avrupa Birliği Adalet Divanı Türklerin lehine bir karar daha verdi.
Bu kararda İngiltere'de okuyan ve daha sonra kendi işini kuran bir Türk vatandaşının (Tural Oğuz) yerleşim hakkı olduğunu kabul etti. Yani bir Türk vatandaşı İngiltere'ye önce öğrenci olarak gitse bile daha sonra serbest meslek sahibi olarak kendi işini kurduğu takdirde İngiltere'de kalabilecektir. Daha önceki Savaş (2000) ile Tüm ve Darı (2007) kararlarında Türk vatandaşlarının vizesiz olarak yerleşim hakkı olduğu kabul edilmişti. Yeni kararı önceki kararlardan ayıran yön ise, daha doğrusu kararın tartıştığı husus, yerleşim hakkı konusunda hakkın kötüye kullanımı olup olmadığı idi. ABAD açık bir şekilde Katmaprotokol m. 41'e dayanan bir öğrencinin hakkı kötüye kullanmadığına hükmetti. Gelecek açısından dikkatli olunması gereken ise hile veya hakkın kötüye kullanılması şeklinde olabilecek açık durumlara vatandaşlarımızın yönelmemesidir. Ama hak aramak en temel hakkınızdır. Özellikle İngiltere'de öğrenci olarak gidip orada kalmak ve kendi işini kurmak isteyenlere ret talebi veren İngiliz yetkililerin sığındığı "hakkın kötüye kullanılması" veya "hile" gibi gerekçeler artık geçerli olmayacaktır.
Kararın tam metni için bkz.:
http://curia.europa.eu/jurisp/cgi-bin/form.pl?lang=en&newform=newform&Submit=Submit&alljur=alljur&jurcdj=jurcdj&jurtpi=jurtpi&jurtfp=jurtfp&alldocrec=alldocrec&docj=docj&docor=docor&docdecision=docdecision&docop=docop&docppoag=docppoag&docav=docav&docsom=docsom&docinf=docinf&alldocnorec=alldocnorec&docnoj=docnoj&docnoor=docnoor&radtypeord=on&typeord=ALL&docnodecision=docnodecision&allcommjo=allcommjo&affint=affint&affclose=affclose&numaff=&ddatefs=&mdatefs=&ydatefs=&ddatefe=&mdatefe=&ydatefe=&nomusuel=&domaine=&mots=Turkey&resmax=100

1 Ağustos 2011 Pazartesi

Reklam Hukukuna İlişkin Almanca Kitabımız

Das Recht der Werbung in der Türkei im Vergleich zum deutschen und europäischen Recht
Frankfurt/M., Berlin, Bern, Bruxelles, New York, Oxford, Wien, 2003. XXII, 319 S.
Europäische Hochschulschriften: Reihe 2, Rechtswissenschaft. Bd. 3571
Print:
SFR 91.00 / €* 68.80 / €** 70.70 / € 64.30 / £ 58.00 / US$ 96.95
ISBN 978-3-631-50457-4 br.
Order online: www.peterlang.com
Book synopsis
Seit dem Beitritt der Türkei zum Zollgebiet der Zollunion im Jahre 1996 besteht die Warenverkehrsfreiheit zwischen der EG und der Türkei.
Das Funktionieren der Zollunion setzt die Angleichung der türkischen Rechtsvorschriften an die der Europäischen Gemeinschaft voraus.
Aufgrund der Rechtsprechung des EuGH kommt werberechtlichen Bestimmungen bei der Warenverkehrsfreiheit eine sehr große Bedeutung
zu. Die Harmonisierung der türkischen werberechtlichen Vorschriften dient nicht nur dem freien Warenverkehr zwischen der Türkei und
der Europäischen Gemeinschaft, sondern fördert damit weiter ihre bereits engen wirtschaftlichen Beziehungen. In dieser Arbeit werden die
türkischen werberechtlichen Bestimmungen auf rechtsvergleichender Grundlage untersucht. Schwerpunkte stellen dabei die Generalklauseln
im Wettbewerbs- und Verbraucherschutzrecht, die irreführende und die vergleichende Werbung sowie Probleme der Fernsehwerbung und der
produktspezifischen Werberegelungen dar.
Contents
Aus dem Inhalt
Regelung im Verbraucherschutzgesetz - Irreführende und vergleichende Werbung, fernsehspezifische und produktspezifische
Werberegelungen - Wettbewerbsrechtliche Sanktionen, Sanktionen im Verbraucherschutzrecht, Werbeselbstkontrolle.
: Das Recht des unlauteren Wettbewerbs, insbesondere die wettbewerbsrechtliche Generalklausel, Generalklauselartige
About the author(s)/editor(s)
Der Autor: Hamdi Pinar, Jahrgang 1971, studierte von 1989 bis 1993 an der Juristischen Fakultät der Universität Ankara. Seit 1994 ist er
Rechtsanwalt in der Türkei. Nach dem Abschluß des Magisterstudiums 1998 an der Ludwig-Maximilians-Universität München erstellte er die
vorliegende Arbeit als Stipendiat am Max-Planck-Institut für Geistiges Eigentum, Wettbewerbs- und Steuerrecht. Ab November 2002 übernimmt
der Autor eine Lehrtätigkeit im Bereich des Wirtschaftsrechts an der Juristischen Fakultät der Universität Baskent in Ankara.
Das Recht der Werbung in der Türkei im Vergleich zum deutschen und europäischen Recht
http://www.peterlang.com/download/datasheet/34631/datasheet_50457.pdf

Pinar, Hamdi

16 Haziran 2011 Perşembe

ABAD'dan Türklerin Lehine 2 Yeni Karar

AB Adalet Divanı 26.5.2011 tarih ve  C‑485/07 sayılı kararı ile sosyal haklar konusunda önemli yeni bir karar; 16.6.2011 tarih ve C‑484/07 sayılı karar ile de aile bireylerinin kalma hakları ve eşlerle ilgili önemli bir karar verdi. İlginen arkadaşlara duyurulur. Bu konuları sadece akademik çerçevede takip ettiğimiz için bu konulardaki sorularınızı lütfen üye ülkedeki konu ile ilginen avukatlarınıza sorunuz. Hep başkasından beklemek yerine haklarımızı aramaya devam edelim ki böyle kararlar çıksın. Zira hak verilmez alınır. ABAD'ın sayfasından bu kararlara 22 dilde ulaşmanız mümkün (Not: Türkiye üye olmadığı için maalesef Türkçesi yok):
 http://curia.europa.eu/jurisp/cgi-bin/form.pl?lang=en veya Almanca için bkz.:
İlk karar: http://curia.europa.eu/jurisp/cgi-bin/form.pl?lang=de&newform=newform&Submit=Suchen&alljur=alljur&jurcdj=jurcdj&jurtpi=jurtpi&jurtfp=jurtfp&alldocrec=alldocrec&docj=docj&docor=docor&docdecision=docdecision&docop=docop&docppoag=docppoag&docav=docav&docsom=docsom&docinf=docinf&alldocnorec=alldocnorec&docnoj=docnoj&docnoor=docnoor&radtypeord=on&typeord=ALL&docnodecision=docnodecision&allcommjo=allcommjo&affint=affint&affclose=affclose&numaff=&ddatefs=&mdatefs=&ydatefs=&ddatefe=&mdatefe=&ydatefe=&nomusuel=&domaine=&mots=T%C3%BCrkei&resmax=100
İkinci karar ise:
http://curia.europa.eu/jurisp/cgi-bin/form.pl?lang=de&newform=newform&alljur=alljur&jurcdj=jurcdj&jurtpi=jurtpi&jurtfp=jurtfp&alldocrec=alldocrec&docj=docj&docor=docor&docdecision=docdecision&docop=docop&docppoag=docppoag&docav=docav&docsom=docsom&docinf=docinf&alldocnorec=alldocnorec&docnoj=docnoj&docnoor=docnoor&radtypeord=on&typeord=ALL&docnodecision=docnodecision&allcommjo=allcommjo&affint=affint&affclose=affclose&numaff=485%2F07&ddatefs=&mdatefs=&ydatefs=&ddatefe=&mdatefe=&ydatefe=&nomusuel=&domaine=&mots=&resmax=100&Submit=Suchen

7 Mayıs 2011 Cumartesi

Danimarka'dan Vizesiz Avrupa Kararı

http://www.sabah.com.tr/Ekonomi/2011/05/07/danimarkadan-vize-mujdesi

Kamuoyuna duyurulur:

Prof.Dr. Harun GÜMRÜKÇÜ'nün konuya ilişkin gönderdiği yazıyı aşağıya ekliyorum:

VİZESİZ AVRUPA YOLUNDA BÜYÜK ADIM

Göç ve Uyum Bakanlığı’nın Hukuki değerlendırmesine göre:
Danimarka’dan Doğru Adım:
Danimarka’nın Göç ve Uyum Bakanlığı’nın Avrupa Birliği Adalet Divanı’na yansıyan davalara dayanarak yaptığı Hukuki değerlendırmesine göre Türkiyeden Danimarkaya gidecek

·         çalışanlar ve serbest meslek sahipleri için vize zorunlulugu kalktı.
·        Danimarkada bu ülkede halen çalışmakta olan Türklere 1973’ten itibaren yürürülüğe giren tüm kısıtlamalar uygulamadan kalkacaktır.
·        Avrupa Adalet Divanı’nın 11 Mayis 2000 tarihinden başlayarak aldığı altı değişik kararlar (Savaş; Abatay/Şahin; Tüm/Darı; Soysal; T. Şahin ve Toprak) ışığında Danimarka yasaları tekrar gözden geçirilerek onların Türklere karşı uygulamaları değitirilecektir.
·        Danimarka yasalarında bundan böyle yapılan geriye doğru kötüleştirilmeler Türklere uygulanamayacaktır. İyileştirmelerde Türkler tam olarak faydalanacaklardır.

Danimarka Göç ve Uyum Bakanlığının açıklamasında ABAD kararlarının ayrıca aşağıdaki alanlarda sonuçları olacaktır:
1)                 Çalışanlar ve serbest meslek sahipleri ve hizmet verenler için oturma/çalışma izinleri koşullarında sonradan yapılan düzenlemeler hukusuz sayılacaktır.
2)                 Çalışanlar ve serbest meslek sahipleri ve hizmet verenler için için vize zorunluluğu kaldırılmıştır çünkü 1980 yılına kadar bu uygulama yoktu.
3)                 Danimarkada yaşayan Türkler için daha önceki izinlerin biçimine bakılmaksızın engeller koyulması yasaklandı.
4)                 Oturma çalışma izinlerinde gelecekte yapılacak kısıtlamalar Türklere uygulanamaz. Gelecekte yapılacak kolaylıkların Türklere karşı uygulanmamazlık yapılamaz.
5)                 Aile üyelerinin birleştirilmesinde de uygulanabileceği değerlendirmesine göz önünde bulundurulmalıdır.
6)                 Davanın aile birleştirmeleri ve sınırsız/sürekli oturma izni için bir anlamı /sonucu olmayacağı değerlendirilmiştir. Dava Danimarka hukukuna göre uygulamaya geçmek üzeredir.
7)                 Daha önceki davaların değerlendirilmesi için gerekli yönetmelikler en kısa zamanda oluşturulacaktır.
8)                 Bakanlık gelecekteki ve halihazırdaki davalar içinde yönetmelik çıkaracaktır. Bu konudaki gerekli kılavuzlar internet üzerinden yayınlanacak ve kamu oyu ile paylaşacaktır.

4 Mayıs 2011 Çarşamba

Gürmük Birliği-ABGS ve Tercüme-1995'den beri düzeltil(e)meyen hata...

Avrupa Birliği Genel Sekreterliğinden şu şekilde bir davetiye aldım:
Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Sn. Egemen BAĞIŞ’ın, Lizbon Antlaşması ile düzenlenen Avrupa Birliği Antlaşması ve Avrupa Birliği’nin İşleyişi Hakkında Antlaşma’nın Türkçe çevirisinin tanıtımı vesilesiyle 10 Mayıs 2011 tarihinde Avrupa Birliği Genel Sekreterliği Ortaköy Ofisinde verecekleri resepsiyon için davetiyeniz bugün postaya verilmiştir.

Öncelikle kutlamak gerekir, ancak daha 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararını doğru düzgün Türkçe'ye çeviremeyenler acaba diğer metinleri nasıl tercüme etmişlerdir. İlginç bir örnek koyalım o halde:


Avrupa Komisyonu Türkiye Temsilciliği’nin ve Başbakanlığa bağlı Avrupa Birliği Genel Sekreterliği’nin web sitesinde yer alan Ek 8 m. 10 f. 2’nin çevirisi:
„Bu Karar, tarafların ticaret ilişkilerine uygulanan fikri, sınai ve ticari mülkiyet haklarının sadece bu Kararın hükümlerine tabi olacağı anlamına gelmez.“
olarak ifade edilmişken,
Buna karşılık,
Avrupa Toplulukları Resmi Gazetesi’ndeki (ATRG) Ek 8 m. 10 f. 2’nin İngilizce metni:
This decision does not imply exhaution of intellectual, industrial and commercial property rights applied in the trade relations between the two Parties under this Decesion.“;
Almanca metni ise şu şekildedir:
„Dieser Beschluß sieht eine Erschöpfung der Rechte an geistigem, gewerblichem und kommerziellem Eigentum in den Handelsbeziehungen zwischen den beiden Vertragsparteien im Rahmen dieses Beschlusses nicht vor.“

Bu konuda ayrıntılı bilgi için bkz.
Hamdi PINAR:  
1)        Ankara Barosu tarafından 8-11 Ocak 2002 arasında Ankara’da düzenlenen “Uluslararası Hukuk Kurultayı 2002 Fikrî Haklar ve Rekabet Hukuku”nda sunulan tebliğ:
“Marka ve Haksız Rekabet Hukuku Alanında
Avrupa Toplulukları Mahkemesi’nin Gümrük Birliğinde
Malların Serbest Dolaşımına İlişkin Kararları ve Türk Hukukuna Etkileri”
Bu tebliğ, Ankara Barosu tarafından çıkarılmış olan ve Kurultay’da sunulan tebliğlerden oluşan kitapta (Ankara Barosu Uluslararası Hukuk Kurultayı 2002: Fikrî Haklar ve Rekabet Hukuku Ankara 2002, S. 666-714) yer almıştır.
2)     Hukuk İlmi Uluslararası Birliği (A.I.S.J), Türk Ulusal Komitesi, İstanbul Üniversitesi ve İstanbul Ticaret Odası tarafından düzenlenen ve Türk Rekabet Kurumu ve İstanbul Barosu tarafından desteklenen 14-15 Ekim 2004 tarihleri arasında İstanbul’da “AB-Türkiye İlişkilerinin Işığında Rekabet Hukuku’nun Güncel Sorunları” konulu uluslararası “kolokyum”da:

“Fikrî Mülkiyet Hakları ve Rekabet Hukuku”

konulu bir tebliğ bkz. Rekabet Dergisi 2005, Sayı 23, sayfa 30-86’da yayımlanmıştır. http://www.rekabet.gov.tr/dosyalar/dergi/dergi23.pdf 

3) Zur Erschöpfung der Rechte an geistigem Eigentum zwischen den Mitgliedstaaten der Europäischen Union und der Türkei, GRUR Int. (Gewerblicher Rechtsschutz und Urheberrecht – Internationaler Teil isimli sınaî ve fikrî haklara ilişkin uluslararası bir hukuk dergisi) 2004, s. 101-106.
 

4 Nisan 2011 Pazartesi

TARTIŞMA-Haksız Rekabet Hukuku Açısından Leistungsschutz [Emeğin (yaratıcı emeğin) Korunması]

Ali Atıf BİR (BUGÜN, 5.4.2011)
Kol gibi bir "Anayasa-Bildirge" tartışması  
Turkcell ve Vodafone "Anayasa-Bildirge" atışmasına girdiler.
İş mahkemelere kadar düştü.
"Biri benim fikrimi çaldın" diyor diğeri "Reklamda yaptığını, saldırı stratejisini şimdi de haber üzerinden uygulayıp bel altı vuruyorsun" diyor. Sözler havada uçuşuyor.
Aslına bakarsanız iki markanın bu tartışması tüketicinin hiç umurunda değil. Hatta uluorta yapılan bu horoz dövüşünden de rahatsızlık duyuyorlar. Büyük fırsatı iyi değerlendiren Avea'nın Erdem Yenerli, "Yasa-bildirge derken faturada kol gibi geçiriyorlar" reklamını da keyifle izleyip diğer mesajlardan kaçınıyorlar.
Vodafone mu haklı Turkcell mi haklı, yoksa ortada hak iddia edilecek bir şey yok mu bu konu beni aşar. Bu saptamayı yapmak benim işim değil ama "akademik ahlakı" bile bir tarafa bırakalım "vicdan" gereği bir şeyi açıklamak zorundayım.
Turkcell, "cep anayasası" fikrinin 29 Aralık 2009 tarihine kadar geri gittiğini, "fikrin" bu tarihte yapılan bir "stratejik yol haritası" toplantısından yola çıkıldığını belirten bir basın açıklaması yaptı.
Doğrudur. Çünkü bu "stratejik yol haritası" toplantısını, başka markalara da yaptığımız gibi Bahçeşehir Üniversitesi'nden dört öğretim elemanı arkadaşımla birlikte yaptık ve daha sonra da stratejik sonuçları rapor olarak sunduk.
Bu toplantıda çıkan sonuçlardan biri de "tüketici manifestosunun" oluşturulmasıydı. Bu sonuç raporda mevcuttur. Vodafone'un "bildirge" fikri nereden geldi, bu tarihten önce mi sonra mı, onu bilemem. Bu konuda el bebek gül bebek büyütülen markaların hakkını da yemek istemem.
Benim bildiğim Turkcell'in "cep anayasası" fikrinin benim yönettiğim bilimsel formatlı bir toplantıdan çıktığı... Gerisine mahkeme karar verir. Hakim çağırırsa da gider aynısını söylerim.
Bana sorarsanız değerli GSM operatörleri, bırakın bu işleri, birbirinizle uğraşmayı, tüketicinizi tatmin etmeye bakın. Tatmin sonuçlarını yayın.
Eğer tatminsiz tüketici, başınıza o bildirgeleri, cep anayasalarını, kol gibi center'ları atarsa sizi Kemal Derviş bile kurtaramaz bunu iyi bilin!