Doç. Dr. Hamdi PINAR
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Giriş
Uzun yıllardır süren tartışmalar ve tabiri
caizse iki ileri bir geri adımlar neticesinde Türkiye’de “Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı” (HMGS) adıyla hukuk fakültesi mezunu olanlar için bir sınav
getirilmiş ve bu sınav ilk kez 29 Eylül 2024 tarihinde gerçekleştirilmiştir. HMGS hakkında
özellikle sosyal medyada manipülatif amaçlı veya tamamen tek taraflı ama
istisnai olarak bilgiye dayalı çok yönlü eleştiriler yapılmaktadır. Bu
eleştirilerin bir kısmı elbette isabetli olmakla birlikte büyük bir kısmı, bu
sınavın getireceği olumlu yönlerine ve nasıl olması gerektiğine hiç
odaklanmadan tamamen bunun kaldırılmasına yöneliktir. Bunun yanında akademik
camiada da konunun üzerine araştırma ve tecrübesi olmadan modaya uyarak lehine ve
aleyhine konuşan ve yazanlara rastlanmaktadır. Dolayısıyla öncelikle bu
sınavın getirilmesi süreci hakkında doğru bilgilendirmenin, bundan sonraki
tartışmaları da daha sağlıklı hâle getireceği kanaatindeyiz. Bu çalışmada, HMGS
sınavının getirilmesi amacı, günümüzdeki uygulama şekli ve kapsamı ile
gelecekte bu sınavın kalıcı olup olmayacağı ile kalıcı olacaksa bu sınavın
tarzı ve kapsamının nasıl olması gerektiği incelenecektir.
1. HMGS’nin Getirilişi
Öncelikle Anayasa Mahkemesinin geçmişteki bir iptal
kararını hatırlatmak gerekir. 2006 yılında 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nda
yapılan değişiklikle avukatlık için staj sonunda sınav getirilmişti ve AYM,
15.10.2009 tarihli kararıyla bu sınavı iptal etmişti. Bu konuyu tekrar buradan tartışmamak daha
isabetli olacaktır. Zira bu sınavın planlaması ve diğer hususların tamamı
sorunlu olmakla birlikte AYM kararını da unutmamak gerekir. Oysa HMGS, 2000’li
yılların başından itibaren başlayan bir sürecin sonunda ortaya çıkmıştır.
2000’li yıllarda başlamasına rağmen uzun bir süre kesintiye uğramasından sonra bu
konu tekrar gündeme alınmıştır. 2018’de toplanan bir komisyona davet edilmiş
bir akademisyen olarak, hem süreç hakkında doğru bilgiler vermek hem de bazı tartışmalı
hususları açıklığa kavuşturmak suretiyle bundan sonra atılacak adımlara katkı
sunmamızın üzerimizde bir sorumluluk olduğunda inanıyoruz.
HMGS sınavı, hukuk fakültesi mezunu olarak
lisans diploması alanların girebileceği bir sınavdır. Dolayısıyla hukuk
fakültesi lisans diploması sahibi olan bu kişiler, mevcut şartlar açısından
HMGS sınavına girmeksizin bürokrasinin herhangi bir yerine girebilme imkânına
sahiptir. Bu kişiler, hukukçu olmakla birlikte yine tamamen farklı bir ticarî faaliyet de yürütebilir. Hukuk
fakültesi lisans diplomasına rağmen bu sınavın adı taslak metinde “Hukuki
Yeterlilik Sınavı (HYS)” olarak belirlenmişti. Görüşmelerde bunun negatif bir
algıya sebep olacağı; bunun
yerine hukukçuların mesleklerine girişin ilk adımı niteliğinde bir sınav
olduğundan adının da meslek veya mesleklerine giriş sınavı olarak belirlenmesi gerektiği
tavsiyemiz Komisyon tarafından da kabul görmüştür. Bunun üzerine Komisyonda
“Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı” kavramı benimsenmiştir. Böylece
hukuk fakültelerinden mezun olup lisans diploması alanlar bu sınavdan başarılı
olmak şartıyla hâkim, savcı, avukat ve noter olmak şansına sahip
olabileceklerdir. Netice itibarıyla HMGS, hukuk mesleklerine geçişin ilk
aşamasıdır. Ayrıca bu sınavın YL ve doktora için de -Almanya örneğindeki gibi- belirleyici bir ön şart olması gerektiği kanaatindeyiz.
Böylece akademik camiada eskiden beri şikâyet konusu olan bazı sorunlar da
ortadan kaldırabilecektir.
HMGS olarak adlandırılan sınavın, bu Komisyon
toplantısında başlangıçtan beri örnek alınarak planlanan Almanya’daki “Devlet Sınavı I ve
II” tarzında yapılmasının mümkün olduğu konusunda bilgi verilmesine
rağmen özellikle Komisyonda baskın görüş, test usulünün benimsenmesi olmuştur.
2. HMGS Sınavı ve
Kapsamı
HMGS'nin yasal
dayanağı 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’na eklenen Ek 41. maddedir. Bu
maddeye ve 2024 yılında çıkarılmış olan Yönetmelik hükümlerine göre sınava
ilişkin genel bilgiler şu şekildedir:
▪
Sınav
periyodu:
(1) Her yıl Nisan ve Eylül aylarında olacak şekilde
yılda iki defa yapılır.
(2) Sınavlara ilişkin hususların yer aldığı ilan,
başvuru süresinin bitiminden en az on beş gün önce Bakanlığın internet
sitesinde ilan olunur.
(3) Sınav başvuruları, protokolde belirlenen ve ilan
edilen usule göre elektronik ortamda ÖSYM’ye yapılır.
▪
Sınavın
biçimi ve kapsamı:
(1) Sınavlar test şeklinde yapılır.
(2) Sınavlarda çoktan seçmeli en az yüz yirmi soru
sorulur ve yüz puan üzerinden en az yetmiş puan
alanlar başarılı sayılır.
(3) Sınav 20 adet ders konu başlığını kapsamaktadır.
▪
Sınavlara
ilişkin değişiklikler:
Sınavlara yeni alanların
eklenmesi ve sınavların yapılma şekli ile sınavlara ilişkin diğer hususlar
Hâkimler ve Savcılar Kurulu, Yükseköğretim Kurulu, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme
Merkezi Başkanlığı, Türkiye Barolar Birliği ve Türkiye Noterler Birliğinin görüşü
alınarak Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.
▪
Hukuk
mesleği tanımı:
Bu maddenin
uygulanmasında hâkimlik, savcılık, avukatlık ve noterlik meslekleri
hukuk mesleği olarak kabul edilir.
▪
Sınava
girebilecek olanlar:
(1) Türkiye’de hukuk fakültesinden mezun olanlar.
(2) Yabancı bir hukuk fakültesini bitirip de
Türkiye’deki hukuk fakülteleri programlarına göre eksik kalan derslerden sınava
girip başarılı olmak suretiyle denklik belgesi almış bulunanlar.
(3) HMGS’ye tâbi olan ve olmayanları şu şekilde
özetlenebilir (Geçici m. 80):
✔ 24.10.2019 tarihinden önce hukuk fakültesine kayıt
yaptıran öğrenciler bakımından mezuniyet tarihleri fark etmeksizin sınav şartı
aranmayacaktır.
✔ 24.10.2019 tarihinden sonra hukuk fakültesine kayıt
yaptıranlar eğer 31.03.2024 tarihinden önce mezun olurlarsa, düzenlemenin açık
hükmü gereğince kendileri bakımından sınav şartı aranmayacaktır.
✔ 24.10.2019 tarihinden sonra kayıt yaptıran ve fakat
31.03.2024 tarihinden sonra mezun olanlar bakımından sınav şartı aranacaktır.
3. Hukuk Fakültesinin ve Hukuk Öğretiminin Reformu İçin HMGS
Bir Kaldıraç Olabilir mi?
Türkiye’de uzun yıllardır hukuk fakülteleri ve
hukuk öğretimi reformu tartışılmaktadır. Ancak ciddi ve kapsamlı bir çalışma yapılamamış
ve buna dayalı olarak somut adımlar da maalesef atılamamıştır. HMGS ile
getirilecek sistem, bu konuların tekrar ele alınması için bir kaldıraç vazifesi
görebilir. Zira HMGS sınav tarzının doğru kurgulanması ve yürütülmesi halinde hukuk
fakültesindeki öğretimi de doğru şekillendireceğinden hiç şüphemiz yoktur.
Geçmişten günümüze hukuk öğretiminin önemli
sorunlarının başında ezbercilik gelmektedir. Zira derslerde sadece bilginin
aktarıldığı, öğrenildiği ve bunların da doğrudan sorulduğu bir öğretim sistemi
ezberciliği beraberinde getirmektedir. Test sınavları, esasen bilgiyi ölçmeye
yöneliktir. HMGS’nin de test şeklinde yapılacağı kanun hükmünde açıkça
düzenlenmiştir. Oysa zamanında bu test sınavı yerine tarafımızca alternatif bir
teklif sunulmuştu. HMGS’yi hazırlayan Komisyon’da Alman usulü gibi klasik
tarzda hazırlanmış kapsamlı konuları ihtiva eden uyuşmazlıkları çözmeye yönelik
teklifimiz, organizasyon ve altyapı eksikliği ile sınavlardan sonra açılabilecek
davalar gibi sebeplerle maalesef kabul edilmemişti.
Bilgi sahibi olmak bir hukukçu için sadece bu
alana girişin ilk basamağıdır. Zira hukukçu olabilmek için hukuki konuların
esaslarına (hukuki kavramlara, ilkelere ve kurumlara) ilişkin salt bilgi sahibi
olmak değil; bilâkis sahip olunan bu birikimi kullanarak hukuki uyuşmazlıklara
çözüm getirebilecek metodolojik yaklaşımı özümsemiş olmak şarttır. İşte burada
hukukçuyu diğer salt bilgi sahibi herhangi bir kişiden ayıran temel özellik
onun muhakeme yeteneği ve dolayısıyla uyuşmazlıkları çözebilme kabiliyetidir. O
halde hukukçunun muhakeme yeteneğini ölçecek bir sınav biçiminin tercih
edilmesi gereklidir. Alman usulü 6 farklı ve her biri 4 saatlik sınavlardan
oluşan klasik bir usul olup Türkiye’de de uzun vadede böyle bir sınav tarzı
düşünebiliriz. Ancak kısa ve orta vadede ise HMGS’nin mevcut halinin hızlıca
düzeltilmesi gereklidir. Öncelikle yapılması gereken hususları ana hatlarıyla
şöyle sıralayabiliriz:
(1) HMGS ölçü olmalıdır. Bu sınav,
aşağıdaki gibi en az üç açıdan ölçü olmalıdır:
a.
HMGS, mesleki
yazılı test sınavı olarak hâkim ve savcılık sınavını ikâme etmelidir. HMGS’den
alınan puanlar, mülâkata çağırılacak hâkim ve savcılar için de ilk eleme için
kullanılmalıdır. Mülakata çağrılacak kişi sayısı ilanıyla en yüksek puandan
aşağıya doğru -şimdiki hâkimlik sınavındaki gibi- bir sıralama yapılarak başvurular
kabul edilir. Böylece benzeri bir sınavı gereksiz yere ikinci kez yapma
ihtiyacı ortadan kalkacak ve HMGS’nin de önemi artacaktır.
b.
Noter ve
avukat olabilmek için bu sınavdan asgari bir başarı puanı almak şart olmalıdır.
Günümüzde bu puan 70’tir. Bu miktarın yüksek olduğu ve bu sebeple uzun vadede
soruların ya kolaylaştırılacağını ya da büyük bir kampanyayla HMGS’nin bile
kaldırılması için baskı aracı olacağını unutmamak gerekir. İlk seçimde EYT
örneğinde olduğu gibi muhalefet ve iktidar partilerinin yarışa girmemesi için
zorluk derecesinin artırılması, ama geçme puanının 60 veya 50 olması gerektiği
kanaatindeyim. Böylece avukatlık için de gerekli asgarî seviyeye ulaşamamış
olanların itirazlarının önüne geçilmesi mümkün olacaktır. Sınavdaki asgari
başarı ile mesleklere girişte esas alınan puanlar farklılık arz edebilir.
Almanya’da sınavda başarılı olmak avukatlık için şarttır. Ancak hâkim veya
noter olabilmek için belli bir puanın üzerinde alma şartı ayrıca aranmaktadır.
c.
Yüksek lisans
ve doktora ile asistanlık sınavlarında ALES yerine HMGS’nin ölçü olarak
alınması gerekmektedir. Aynı şekilde hukukçuların, bürokratik kadrolara uzman
hukukçu olarak girmeleri halinde de (örneğin Rekabet Kurumu) ALES yerine HMGS
ölçü olmalıdır. Böylece bir hukuk fakültesi mezununun geçmişe dönerek yeniden
üniversite sınavına hazırlanması gibi bir yanlıştan dönülmüş olacak, ayrıca
HMGS’nin önemi de artacaktır. Bunlara ilaveten yüksek lisans ve doktora ile
asistan alımında da yazılı sınavlardaki sübjektif değerlendirme yerine HMGS, doğru
ve tarafsız bir ölçü olacaktır. Mülâkat için ön eleme imkânına objektif bir
ölçü getirilmiş olacaktır.
(2) HMGS’nin kapsamı daraltılmalıdır. HMGS
kapsamına giren konular incelendiğinde, çok geniş olduğu görülmektedir.
Öncelikle fakülte mezunu olmak ve hukuk fakültesi lisans diploması almak için
bu derslerden zaten başarılı olmak şarttır. Dolayısıyla HMGS’nin kapsamının
daraltılması bir zarurettir. Bunun için lisans düzeyinde öğrencinin
gelişmesinde elbette vazgeçilmez olan Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi, Türk
Hukuk Tarihi, Milletlerarası Hukuk, Genel Kamu Hukuku gibi derslerin tekrar
mesleğe giriş sınavında olmaması gerekmektedir. Bunun gibi avukatlık hukuku,
HMGS kapsamında değil olsa olsa staj sonunda yapılabilecek sınavlarda sorulabilir. Aksi
durumda noterlik hukuku, hâkimlik ve savcılık mevzuatı gibi her konu gündeme
gelecektir. Bunların ve özellikle usulî konuların da daha ayrıntılı öğrenilmesi
için aynı anda bir torbaya koymak yerine zamana yaymak daha isabetli bir çözüm
olacaktır. Bu sebeple usulî konulara ilişkin derslerin kapsamlarının bu sınav
tarzlarına göre yeniden şekillenmesi gerektiği kanaatindeyim. Örneğin Alman 2. Devlet Sınavı'nda esasa ilişkin konuların yanında ağırlıklı olarak özel ve kamu hukuku alanındaki usulî ile meslekî mevzuat kapsamındadır.
(3) HMGS’nin test sınav soruları bilgiyi değil, muhakemeyi ölçebilen tarzda hazırlanmalıdır. Kısa ve orta vadede yapılacak ilk adım HMGS’nin soru tarzının
değiştirilmesidir. Bunun için akademisyen ve Adalet Bakanlığı tarafından ortak
bir komisyon kurulmalıdır. Sorular, ÖSYM’nin test tekniğindeki gibi bilgi ölçen
sınav şeklinde olmamalıdır; günümüzde
üniversite sınavlarında da artık bu tarz nispeten değişmeye
başlamıştır. Bunun yerine bu komisyon, her sınav için karmaşık vâkıaların
olduğu uzun metinlerin analizini gerektirecek ve en az iki veya üç aşamadan
sonra çözüme ulaşabilecek şekilde sorular hazırlamalıdır. Bu kapsamda örneğin
ticaret hukukuna ilişkin bir uyuşmazlıkta kişiler hukuku, borçlar hukuku ve
usul hukuku bağlantılı konuların da dikkate alınarak çözüme ulaşılabilecek
sorular hazırlanabilir. İşte burada Birleşik Krallık’da yapılan sınavların
tarzı karşımıza çıkıyor. Test sistemine göre nispeten uzun sayılabilecek bir
hâdise kurgusu ve buradaki uyuşmazlığı ortaya çıkaran vâkıanın ve bu vâkıadan
kaynaklanan hukuki meselenin tespit edilmesinden sonra hukuki nitelendirme ve
gerekçeyi ihtiva edecek nitelikte sorular hazırlanabilir. Bunu tamamlayıcı
olarak, çoktan seçmeli cevapların içinde teorik olarak doğru ama somut
uyuşmazlığı çözmeyen doğru ifadeler veya son aşamaya getirmemiş çözümler gibi
öğrencinin muhakemesini ve böylece uyuşmazlığı çözebilme kapasitesini
ölçebilecek soru tarzlarına geçilmesi de gerekmektedir. Böylece öğrenci, hukuk
mesleğini icra ederken karşısına çıkacak uyuşmazlıkları nasıl çözebileceğinin
metodolojisini öğrenmiş ve kullanmayı becerebilecek şekilde bu sınavlara
hazırlanmış ve başarılı olurken; aynı zamanda binlerce öğrencinin katıldığı
sınavın sonuçlarının hızlıca okunması da mümkün olacaktır.
Sonuç
Türkiye’de hukuk fakültesi ve hukuk
öğrencilerinin sayısının çok fazla olduğuna ilişkin şikâyetler herkesin
malumudur. Buna ilaveten, çok sayıda hukuk fakültesinde yeterli öğretim üyesinin olmaması yanında rekabetçi bir istihdam politikasının olmaması da en büyük engellerden biridir. Zira Türkiye’de Avrupa ve Anglo-Sakson üniversite
sistemlerinde olduğu gibi öğretim elemanlarının doktora sonrasında kendilerini
ispatlaması için farklı fakültelere geçişlerini zorunlu kılan ve daha
sonrasında fakülteler arasındaki geçişleri rekabetçi bir anlayışla mümkün kılan
ve tam olarak işleyen bir sistem bulunmamaktadır. Bu eksiklik fakülteler
arasında dengesizliğe yol açmakta ve rekabetçiliği engellediği için ciddi
sorunları da beraberinde getirmektedir. Ayrıca hukuk fakültesi mezunlarının
hâkimlik, savcılık ve avukatlık mesleklerine geçişinde staj programlarının
yetersizliği ise bu konunun başka bir olumsuz yönüdür. Meslek içi eğitimlerin
yetersizliği uygulamayı doğrudan etkileyen çok önemli başka bir sorundur.
Dolayısıyla hukuk meslekleri için yeknesak bir sınavın getirilmesi atılması
gereken ilk adım olarak bir zorunluluktur. Ancak bu sınavın kapsamı ile soru
tarzının titizlikle belirlenmesi, geleceğin hukukçularının donanımlı biçimde
yetiştirilmesinde belirleyici bir rol oynayacaktır. Bu amaç için bu sınavın
nasıl daha iyi şekillendirebileceği üzerinde durmak ve emsal niteliğindeki
ülkelerin uygulamalarını bir bütün olarak dikkate alarak Türkiye açısından en
uygun çözümleri üretmek gerekmektedir. Bu çalışmada HMGS’nin getirilişi, mevcut
durum ile geleceğe yönelik iyileştirme konusundaki görüşlerimiz kısaca
özetlenmiştir. Geleceğin hukukçularının yetiştirilmesinde HMGS’nin, hukuk
fakültelerinin ve öğretim sisteminin kapsamlı bir reformu için kaldıraç niteliğinde
bir fırsat olduğu kanaatindeyiz. Bunun için kısa vadeli geçici çözümler yerine
ciddi ve uzun vadeli olarak çok yönlü bir reform çalışmasının bir an önce
başlanması ve hukukçu namzedi gençlerimizi daha iyi yetiştirmenin gayreti
içinde olmalıyız.