24 Nisan 2026 Cuma

HUKUK MESLEKLERİNE GİRİŞ SINAVI (HMGS): GELECEĞİMİZİ ŞEKİLLENDİREBİLECEK BİR ADIM OLABİLİR Mİ?

Doç. Dr. Hamdi PINAR

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi

Giriş

Uzun yıllardır süren tartışmalar ve tabiri caizse iki ileri bir geri adımlar neticesinde Türkiye’de “Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı” (HMGS) adıyla hukuk fakültesi mezunu olanlar için bir sınav getirilmiş ve bu sınav ilk kez 29 Eylül 2024 tarihinde gerçekleştirilmiştir. HMGS hakkında özellikle sosyal medyada manipülatif amaçlı veya tamamen tek taraflı ama istisnai olarak bilgiye dayalı çok yönlü eleştiriler yapılmaktadır. Bu eleştirilerin bir kısmı elbette isabetli olmakla birlikte büyük bir kısmı, bu sınavın getireceği olumlu yönlerine ve nasıl olması gerektiğine hiç odaklanmadan tamamen bunun kaldırılmasına yöneliktir. Bunun yanında akademik camiada da konunun üzerine araştırma ve tecrübesi olmadan modaya uyarak lehine ve aleyhine konuşan ve yazanlara rastlanmaktadır. Dolayısıyla öncelikle bu sınavın getirilmesi süreci hakkında doğru bilgilendirmenin, bundan sonraki tartışmaları da daha sağlıklı hâle getireceği kanaatindeyiz. Bu çalışmada, HMGS sınavının getirilmesi amacı, günümüzdeki uygulama şekli ve kapsamı ile gelecekte bu sınavın kalıcı olup olmayacağı ile kalıcı olacaksa bu sınavın tarzı ve kapsamının nasıl olması gerektiği incelenecektir.

1. HMGS’nin Getirilişi

Öncelikle Anayasa Mahkemesinin geçmişteki bir iptal kararını hatırlatmak gerekir. 2006 yılında 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nda yapılan değişiklikle avukatlık için staj sonunda sınav getirilmişti ve AYM, 15.10.2009 tarihli kararıyla bu sınavı iptal etmişti. Bu konuyu tekrar buradan tartışmamak daha isabetli olacaktır. Zira bu sınavın planlaması ve diğer hususların tamamı sorunlu olmakla birlikte AYM kararını da unutmamak gerekir. Oysa HMGS, 2000’li yılların başından itibaren başlayan bir sürecin sonunda ortaya çıkmıştır. 2000’li yıllarda başlamasına rağmen uzun bir süre kesintiye uğramasından sonra bu konu tekrar gündeme alınmıştır. 2018’de toplanan bir komisyona davet edilmiş bir akademisyen olarak, hem süreç hakkında doğru bilgiler vermek hem de bazı tartışmalı hususları açıklığa kavuşturmak suretiyle bundan sonra atılacak adımlara katkı sunmamızın üzerimizde bir sorumluluk olduğunda inanıyoruz.

HMGS sınavı, hukuk fakültesi mezunu olarak lisans diploması alanların girebileceği bir sınavdır. Dolayısıyla hukuk fakültesi lisans diploması sahibi olan bu kişiler, mevcut şartlar açısından HMGS sınavına girmeksizin bürokrasinin herhangi bir yerine girebilme imkânına sahiptir. Bu kişiler, hukukçu olmakla birlikte yine tamamen farklı bir ticarî faaliyet de yürütebilir. Hukuk fakültesi lisans diplomasına rağmen bu sınavın adı taslak metinde “Hukuki Yeterlilik Sınavı (HYS)” olarak belirlenmişti. Görüşmelerde bunun negatif bir algıya sebep olacağı; bunun yerine hukukçuların mesleklerine girişin ilk adımı niteliğinde bir sınav olduğundan adının da meslek veya mesleklerine giriş sınavı olarak belirlenmesi gerektiği tavsiyemiz Komisyon tarafından da kabul görmüştür. Bunun üzerine Komisyonda “Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı” kavramı benimsenmiştir. Böylece hukuk fakültelerinden mezun olup lisans diploması alanlar bu sınavdan başarılı olmak şartıyla hâkim, savcı, avukat ve noter olmak şansına sahip olabileceklerdir. Netice itibarıyla HMGS, hukuk mesleklerine geçişin ilk aşamasıdır. Ayrıca bu sınavın YL ve doktora için de -Almanya örneğindeki gibi- belirleyici bir ön şart olması gerektiği kanaatindeyiz. Böylece akademik camiada eskiden beri şikâyet konusu olan bazı sorunlar da ortadan kaldırabilecektir.

HMGS olarak adlandırılan sınavın, bu Komisyon toplantısında başlangıçtan beri örnek alınarak planlanan Almanya’daki “Devlet Sınavı I ve IItarzında yapılmasının mümkün olduğu konusunda bilgi verilmesine rağmen özellikle Komisyonda baskın görüş, test usulünün benimsenmesi olmuştur.

2. HMGS Sınavı ve Kapsamı

HMGS'nin yasal dayanağı 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’na eklenen Ek 41. maddedir. Bu maddeye ve 2024 yılında çıkarılmış olan Yönetmelik hükümlerine göre sınava ilişkin genel bilgiler şu şekildedir:

        Sınav periyodu:

(1)   Her yıl Nisan ve Eylül aylarında olacak şekilde yılda iki defa yapılır.

(2)   Sınavlara ilişkin hususların yer aldığı ilan, başvuru süresinin bitiminden en az on beş gün önce Bakanlığın internet sitesinde ilan olunur.

(3)   Sınav başvuruları, protokolde belirlenen ve ilan edilen usule göre elektronik ortamda ÖSYM’ye yapılır.

        Sınavın biçimi ve kapsamı:

(1)   Sınavlar test şeklinde yapılır.

(2)   Sınavlarda çoktan seçmeli en az yüz yirmi soru sorulur ve yüz puan üzerinden en az yetmiş puan alanlar başarılı sayılır.

(3)   Sınav 20 adet ders konu başlığını kapsamaktadır.

        Sınavlara ilişkin değişiklikler:

Sınavlara yeni alanların eklenmesi ve sınavların yapılma şekli ile sınavlara ilişkin diğer hususlar Hâkimler ve Savcılar Kurulu, Yükseköğretim Kurulu, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı, Türkiye Barolar Birliği ve Türkiye Noterler Birliğinin görüşü alınarak Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.

        Hukuk mesleği tanımı:

Bu maddenin uygulanmasında hâkimlik, savcılık, avukatlık ve noterlik meslekleri hukuk mesleği olarak kabul edilir.

        Sınava girebilecek olanlar:

(1)      Türkiye’de hukuk fakültesinden mezun olanlar.

(2)      Yabancı bir hukuk fakültesini bitirip de Türkiye’deki hukuk fakülteleri programlarına göre eksik kalan derslerden sınava girip başarılı olmak suretiyle denklik belgesi almış bulunanlar.

(3)      HMGS’ye tâbi olan ve olmayanları şu şekilde özetlenebilir (Geçici m. 80):

     24.10.2019 tarihinden önce hukuk fakültesine kayıt yaptıran öğrenciler bakımından mezuniyet tarihleri fark etmeksizin sınav şartı aranmayacaktır.

  24.10.2019 tarihinden sonra hukuk fakültesine kayıt yaptıranlar eğer 31.03.2024 tarihinden önce mezun olurlarsa, düzenlemenin açık hükmü gereğince kendileri bakımından sınav şartı aranmayacaktır.

     24.10.2019 tarihinden sonra kayıt yaptıran ve fakat 31.03.2024 tarihinden sonra mezun olanlar bakımından sınav şartı aranacaktır.


3. Hukuk Fakültesinin ve Hukuk Öğretiminin Reformu İçin HMGS Bir Kaldıraç Olabilir mi?

Türkiye’de uzun yıllardır hukuk fakülteleri ve hukuk öğretimi reformu tartışılmaktadır. Ancak ciddi ve kapsamlı bir çalışma yapılamamış ve buna dayalı olarak somut adımlar da maalesef atılamamıştır. HMGS ile getirilecek sistem, bu konuların tekrar ele alınması için bir kaldıraç vazifesi görebilir. Zira HMGS sınav tarzının doğru kurgulanması ve yürütülmesi halinde hukuk fakültesindeki öğretimi de doğru şekillendireceğinden hiç şüphemiz yoktur.

Geçmişten günümüze hukuk öğretiminin önemli sorunlarının başında ezbercilik gelmektedir. Zira derslerde sadece bilginin aktarıldığı, öğrenildiği ve bunların da doğrudan sorulduğu bir öğretim sistemi ezberciliği beraberinde getirmektedir. Test sınavları, esasen bilgiyi ölçmeye yöneliktir. HMGS’nin de test şeklinde yapılacağı kanun hükmünde açıkça düzenlenmiştir. Oysa zamanında bu test sınavı yerine tarafımızca alternatif bir teklif sunulmuştu. HMGS’yi hazırlayan Komisyon’da Alman usulü gibi klasik tarzda hazırlanmış kapsamlı konuları ihtiva eden uyuşmazlıkları çözmeye yönelik teklifimiz, organizasyon ve altyapı eksikliği ile sınavlardan sonra açılabilecek davalar gibi sebeplerle maalesef kabul edilmemişti.

Bilgi sahibi olmak bir hukukçu için sadece bu alana girişin ilk basamağıdır. Zira hukukçu olabilmek için hukuki konuların esaslarına (hukuki kavramlara, ilkelere ve kurumlara) ilişkin salt bilgi sahibi olmak değil; bilâkis sahip olunan bu birikimi kullanarak hukuki uyuşmazlıklara çözüm getirebilecek metodolojik yaklaşımı özümsemiş olmak şarttır. İşte burada hukukçuyu diğer salt bilgi sahibi herhangi bir kişiden ayıran temel özellik onun muhakeme yeteneği ve dolayısıyla uyuşmazlıkları çözebilme kabiliyetidir. O halde hukukçunun muhakeme yeteneğini ölçecek bir sınav biçiminin tercih edilmesi gereklidir. Alman usulü 6 farklı ve her biri 4 saatlik sınavlardan oluşan klasik bir usul olup Türkiye’de de uzun vadede böyle bir sınav tarzı düşünebiliriz. Ancak kısa ve orta vadede ise HMGS’nin mevcut halinin hızlıca düzeltilmesi gereklidir. Öncelikle yapılması gereken hususları ana hatlarıyla şöyle sıralayabiliriz:

(1)   HMGS ölçü olmalıdır. Bu sınav, aşağıdaki gibi en az üç açıdan ölçü olmalıdır:

a.      HMGS, mesleki yazılı test sınavı olarak hâkim ve savcılık sınavını ikâme etmelidir. HMGS’den alınan puanlar, mülâkata çağırılacak hâkim ve savcılar için de ilk eleme için kullanılmalıdır. Mülakata çağrılacak kişi sayısı ilanıyla en yüksek puandan aşağıya doğru -şimdiki hâkimlik sınavındaki gibi- bir sıralama yapılarak başvurular kabul edilir. Böylece benzeri bir sınavı gereksiz yere ikinci kez yapma ihtiyacı ortadan kalkacak ve HMGS’nin de önemi artacaktır.

b.     Noter ve avukat olabilmek için bu sınavdan asgari bir başarı puanı almak şart olmalıdır. Günümüzde bu puan 70’tir. Bu miktarın yüksek olduğu ve bu sebeple uzun vadede soruların ya kolaylaştırılacağını ya da büyük bir kampanyayla HMGS’nin bile kaldırılması için baskı aracı olacağını unutmamak gerekir. İlk seçimde EYT örneğinde olduğu gibi muhalefet ve iktidar partilerinin yarışa girmemesi için zorluk derecesinin artırılması, ama geçme puanının 60 veya 50 olması gerektiği kanaatindeyim. Böylece avukatlık için de gerekli asgarî seviyeye ulaşamamış olanların itirazlarının önüne geçilmesi mümkün olacaktır. Sınavdaki asgari başarı ile mesleklere girişte esas alınan puanlar farklılık arz edebilir. Almanya’da sınavda başarılı olmak avukatlık için şarttır. Ancak hâkim veya noter olabilmek için belli bir puanın üzerinde alma şartı ayrıca aranmaktadır.

c.      Yüksek lisans ve doktora ile asistanlık sınavlarında ALES yerine HMGS’nin ölçü olarak alınması gerekmektedir. Aynı şekilde hukukçuların, bürokratik kadrolara uzman hukukçu olarak girmeleri halinde de (örneğin Rekabet Kurumu) ALES yerine HMGS ölçü olmalıdır. Böylece bir hukuk fakültesi mezununun geçmişe dönerek yeniden üniversite sınavına hazırlanması gibi bir yanlıştan dönülmüş olacak, ayrıca HMGS’nin önemi de artacaktır. Bunlara ilaveten yüksek lisans ve doktora ile asistan alımında da yazılı sınavlardaki sübjektif değerlendirme yerine HMGS, doğru ve tarafsız bir ölçü olacaktır. Mülâkat için ön eleme imkânına objektif bir ölçü getirilmiş olacaktır.

(2)   HMGS’nin kapsamı daraltılmalıdır. HMGS kapsamına giren konular incelendiğinde, çok geniş olduğu görülmektedir. Öncelikle fakülte mezunu olmak ve hukuk fakültesi lisans diploması almak için bu derslerden zaten başarılı olmak şarttır. Dolayısıyla HMGS’nin kapsamının daraltılması bir zarurettir. Bunun için lisans düzeyinde öğrencinin gelişmesinde elbette vazgeçilmez olan Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi, Türk Hukuk Tarihi, Milletlerarası Hukuk, Genel Kamu Hukuku gibi derslerin tekrar mesleğe giriş sınavında olmaması gerekmektedir. Bunun gibi avukatlık hukuku, HMGS kapsamında değil olsa olsa staj sonunda yapılabilecek sınavlarda sorulabilir. Aksi durumda noterlik hukuku, hâkimlik ve savcılık mevzuatı gibi her konu gündeme gelecektir. Bunların ve özellikle usulî konuların da daha ayrıntılı öğrenilmesi için aynı anda bir torbaya koymak yerine zamana yaymak daha isabetli bir çözüm olacaktır. Bu sebeple usulî konulara ilişkin derslerin kapsamlarının bu sınav tarzlarına göre yeniden şekillenmesi gerektiği kanaatindeyim. Örneğin Alman 2. Devlet Sınavı'nda esasa ilişkin konuların yanında ağırlıklı olarak özel ve kamu hukuku alanındaki usulî ile meslekî mevzuat kapsamındadır.

(3)   HMGS’nin test sınav soruları bilgiyi değil, muhakemeyi ölçebilen tarzda hazırlanmalıdır. Kısa ve orta vadede yapılacak ilk adım HMGS’nin soru tarzının değiştirilmesidir. Bunun için akademisyen ve Adalet Bakanlığı tarafından ortak bir komisyon kurulmalıdır. Sorular, ÖSYM’nin test tekniğindeki gibi bilgi ölçen sınav şeklinde olmamalıdır; günümüzde üniversite sınavlarında da artık bu tarz nispeten değişmeye başlamıştır. Bunun yerine bu komisyon, her sınav için karmaşık vâkıaların olduğu uzun metinlerin analizini gerektirecek ve en az iki veya üç aşamadan sonra çözüme ulaşabilecek şekilde sorular hazırlamalıdır. Bu kapsamda örneğin ticaret hukukuna ilişkin bir uyuşmazlıkta kişiler hukuku, borçlar hukuku ve usul hukuku bağlantılı konuların da dikkate alınarak çözüme ulaşılabilecek sorular hazırlanabilir. İşte burada Birleşik Krallık’da yapılan sınavların tarzı karşımıza çıkıyor. Test sistemine göre nispeten uzun sayılabilecek bir hâdise kurgusu ve buradaki uyuşmazlığı ortaya çıkaran vâkıanın ve bu vâkıadan kaynaklanan hukuki meselenin tespit edilmesinden sonra hukuki nitelendirme ve gerekçeyi ihtiva edecek nitelikte sorular hazırlanabilir. Bunu tamamlayıcı olarak, çoktan seçmeli cevapların içinde teorik olarak doğru ama somut uyuşmazlığı çözmeyen doğru ifadeler veya son aşamaya getirmemiş çözümler gibi öğrencinin muhakemesini ve böylece uyuşmazlığı çözebilme kapasitesini ölçebilecek soru tarzlarına geçilmesi de gerekmektedir. Böylece öğrenci, hukuk mesleğini icra ederken karşısına çıkacak uyuşmazlıkları nasıl çözebileceğinin metodolojisini öğrenmiş ve kullanmayı becerebilecek şekilde bu sınavlara hazırlanmış ve başarılı olurken; aynı zamanda binlerce öğrencinin katıldığı sınavın sonuçlarının hızlıca okunması da mümkün olacaktır.

Sonuç

Türkiye’de hukuk fakültesi ve hukuk öğrencilerinin sayısının çok fazla olduğuna ilişkin şikâyetler herkesin malumudur. Buna ilaveten, çok sayıda hukuk fakültesinde yeterli öğretim üyesinin olmaması yanında rekabetçi bir istihdam politikasının olmaması da en büyük engellerden biridir. Zira Türkiye’de Avrupa ve Anglo-Sakson üniversite sistemlerinde olduğu gibi öğretim elemanlarının doktora sonrasında kendilerini ispatlaması için farklı fakültelere geçişlerini zorunlu kılan ve daha sonrasında fakülteler arasındaki geçişleri rekabetçi bir anlayışla mümkün kılan ve tam olarak işleyen bir sistem bulunmamaktadır. Bu eksiklik fakülteler arasında dengesizliğe yol açmakta ve rekabetçiliği engellediği için ciddi sorunları da beraberinde getirmektedir. Ayrıca hukuk fakültesi mezunlarının hâkimlik, savcılık ve avukatlık mesleklerine geçişinde staj programlarının yetersizliği ise bu konunun başka bir olumsuz yönüdür. Meslek içi eğitimlerin yetersizliği uygulamayı doğrudan etkileyen çok önemli başka bir sorundur. Dolayısıyla hukuk meslekleri için yeknesak bir sınavın getirilmesi atılması gereken ilk adım olarak bir zorunluluktur. Ancak bu sınavın kapsamı ile soru tarzının titizlikle belirlenmesi, geleceğin hukukçularının donanımlı biçimde yetiştirilmesinde belirleyici bir rol oynayacaktır. Bu amaç için bu sınavın nasıl daha iyi şekillendirebileceği üzerinde durmak ve emsal niteliğindeki ülkelerin uygulamalarını bir bütün olarak dikkate alarak Türkiye açısından en uygun çözümleri üretmek gerekmektedir. Bu çalışmada HMGS’nin getirilişi, mevcut durum ile geleceğe yönelik iyileştirme konusundaki görüşlerimiz kısaca özetlenmiştir. Geleceğin hukukçularının yetiştirilmesinde HMGS’nin, hukuk fakültelerinin ve öğretim sisteminin kapsamlı bir reformu için kaldıraç niteliğinde bir fırsat olduğu kanaatindeyiz. Bunun için kısa vadeli geçici çözümler yerine ciddi ve uzun vadeli olarak çok yönlü bir reform çalışmasının bir an önce başlanması ve hukukçu namzedi gençlerimizi daha iyi yetiştirmenin gayreti içinde olmalıyız.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder